|
Akrepler böcek, örümcek, kırkayak tespih böcekleriyle beslenirler.
Bazılarının bir yıl kadar açlığa dayandıkları tespit edilmiştir.
Kurak yerlerde ve özellikle sıcak bölgelerde bulunurlar.
Mücadelede saklandığı alanların yok edilmesi büyük önem taşır.
Pestisitler akreplerin saklandığı
klozetler, boru giriş yerleri, tavan araları, bodrum katları gibi
yerler, dışarıda taş yığınları, odunluklara uygulanmalıdır.
Ayrıca akrep sokmalarından
korunmak için yatarken tavandan düşmelere karşı cibinlik
kullanılabilir.
D S Ö tarafından
Azametifos % 1
Bendiocarb %0,24-0,48
Chlorpyrifos %0,2-0,5 gibi insektisitler tavsiye edilmektedir
Özellikleri
Boy: Türe göre değişir, çoğunluk 5 cm.
Renk: Sarı, mavi, kırmızımsı kahverengi ve siyah
2,5–5 cm civarında türüne göre siyah, sarı, kahverengi, mavi
olabilir. Böceklerle beslenirler. Genelde taş duvar kovuklarında,
toprak deliklerde, bodrum, çatı, ahşap bina, depo, moloz yığını gibi
yerlerde yuvalanırlar. Yuva ve yiyecek bulmak için binalara yaklaşır
veya girerler. Ev içine girince yatakta, ayakkabı içi gibi her yerde
rastlamak mümkündür. Geceleri aktiftirler. Gündüzleri karanlık ve
serin yerlerde, yuvalarında geçirirler. Bahar ve sonbahar
yağmurlarıyla aşağıdaki yuvalarını su basınca bina içerisine
girişleri sıklaşır.
"Çok zehirlidirler. Koruma içgüdüsüyle temas edince sokarlar.
İnsanlarda hayati tehdit oluştururlar."
Davranışları
Akrepler böcek yiyerek beslenirler. Yiyecek bulma ve korunma
amacıyla açık noktalardan bina içlerine girerler. İç alana
girdiklerinde elbise, ayakkabı, yatak gibi risk yaratan noktalarda
dolaşırlar.
Yaşam Alanları
Tüm akrepler sokar ancak, çok az türleri hariç, yalnız böcek
sokmasına alerjik reaksiyon verenler için tehlikelidirler. Sokma
vakalarında doktora gidilmesi gerekir.
Mücadele İpuçları
Bir konutun çevresindeki akrep sayısını azaltmak için, mümkün
olduğunca yerdeki yığın, döküntü ve bitkilerden kurtulmak gerekir.
Ultraviyole ışık altında tüm akrepler yeşil renkte parlarlar,
dolayısıyla akreplerin bulunduğu yerlerde gece yürürken, taşınabilir
bu tür bir lamba faydalı olacaktır. İstila durumunda profesyonel
hizmet alınması kalıcı çözüm üretmek açısından daha doğrudur.
AKREP SOKMALARI (SCORPIONIZM) VE AKREP ZEHİRLERİ
Akrep sokmalarında görülen semptomlar ve diğer alametler:
Akrep sokmalarının etkisi, akrebin türüne, boyuna, yaşına,
cinsiyetine, saldırganlığına, mevsime, sokulan kişinin alerji
hassasiyetine, yaşına, sokulan bölgenin hayati fonksiyonlara sahip
organlara yakınlığına göre değişmektedir. Bilhassa kalp ve solunum
rahatsızlıkları olan insanlar, akrep sokmalarından fazla
etkilenmektedir. Aslında iğnenin sokulan organda bıraktığı deliğin
derinliği de zehirlenmenin etkisini belli eder. Eğer iğne kemiğe
denk gelmişse alttaki yumuşak dokulu kısımlara ulaşamadığından çok
daha az etki bırakır. Bütün akrepler, nörotoksik (merkezi sinir
sistemini etkileyen) bir zehire sahiptir. Ancak bazı ekzotik türler
sitotoksik (hücreleri etkileyen) zehire sahiptir.
Akrep sokmalarında görülen
semptomlar ve diğer alametler;
• Sokulan yerde 30 dakika veya biraz daha fazla süren çabuk ve
şiddetli, yanma hissi uyandıran ağrı ve genelde gözle görülebilen
sokulma işareti (iğne izi),
• Semptomlar, esas 30 dakika veya bazen 4-12 saat sonra görülmeye
başlar ve takip eden 24 saat boyunca artarak kendini gösterir. Ağrı,
belli bir bölgede olabileceği gibi, karındaki kramplar şeklinde
başka bir yerde de oluşabilir.
• Yanma hissi ile genellikle el, ayak, yüz ve baş derisinde görülen
iğnelenme, karıncalanma ve aşırı bir duyarlılık (paraesthesia),
• Giyecek birşeyler arama, yatağa girme isteği gibi deride aşırı
duyarlılık ve sesten bile rahatsızlık (hyperaesthesia).
• Bacakları bükememe şeklinde kas koordinasyon bozukluğu veya
yürürken sarhoş gibi davranma, istem dışı hareketler, titreme,
halsizlik (ataxia),
• Bazı türlerde (Afrika'daki Parabuthus spp. gibi) nabzın 100-150'ye
çıkması (tachycardia),
• Yeme ve yutma sorunları (dysphagia),
• Konuşma zorluğu (dysarthia),
• Başağrısı, kusma ve ishal (diarrhea),
• Hastanın göz kapaklarının bükülmesi, sarkması (ptosis),
• Bebeklerde hiperaktiflik ve sebepsiz yere ağlamalar,
• İdrar güçlüğü,
• Solunum güçlüğü ve buna bağlı ölüm.
Akrep sokmalarına karşı:
• Özellikle geceleri, akrep olabilecek yerlerde çıplak ayakla
dolaşılmamalı, mümkünse ayağı iyi kapatacak şeyler giyilmeli,
• Akreplere çıplak elle dokunulmamalı,
• Kamp yaparken veya açık arazide yatarken; doğrudan zeminde
yatılmamalı,
• Arazide çeşitli amaçlarla taş veya ağaç kütüğü vs. kaldırırken
dikkatli olmak; taş altında olabilecek bir canlıyı araştıran
araştırıcının (biyoloğun) taşı kendine doğru çevirmesi (karşıya
doğru değil!) gerekir.
• Bölgenin akreplerinin yüksek zehirli veya pek zararsız olup
olmadıklarını öğrenmekte de yarar vardır.
Zehirlenmelerde yapılması uygun olacak tedbirler:
• İlk olarak soğuk (buz vs.) uygulama yapılmalı.
• Hyperaesthesia durumunda ağrıyı hafifletmek için hastaya bir
analjezik (Aspirin, Paracetamol) verilebilir ve hemen hastaneye
sevketmeli,
• Kalp ve solunum fonksiyonları takip edilmeli,
• Sistemik semptom görülen hastalar ile bilhassa çocuklar ve
yaşlılar 24-48 saat süreyle müşahade altında tutulmalı,
• Hareket edilmemeli ve yara temiz tutulmalı,
• Panzehir, sadece ciddi zehirlenme durumlarında tatbik edilmeli,
• Antihistamin ve steroidler sadece panzehire karşı alerjik
tepkimeler görüldüğünde uygulanmalı,
• Anaphylactic tepkimeler daima takip edilmeli ve görülürse
adrenalin uygulamalı,
• Ağrı ve krampları önlemek için damar içine (intravenöz) 10 cc 10%
kalsiyum glukonat IV uygulanabilir. Ancak bu da sadece 20-30 dakika
süreyle etkisini sürdürür.
• Enfeksiyonu önlemek için tetanoz iğnesi yapılabilir.
• Zehir gözlere temas edecek olursa; bol su veya süt vs. gibi bir
sıvı ile yıkanmalıdır.
Yapılması yanlış olacak uygulamalar:
• Sokulan yeri bıçak vs. ile yarmak, kesmek, emmek, çeşitli
merhemler sürmek gibi yöntemlere başvurulmamalı veya geleneksel
yöntemler "kocakarı ilaçları vs." kullanılmamalı,
• Semptomların etkisini azaltmak için alkol kullanılmamalı,
• Kuvvetli bir zehirlenmeye bağlı herhangi bir semptom veya alamet
yoksa, panzehir (antivenom) kullanılmamalı,
• Örümcek veya yılan panzehirleri kullanılmamalı,
• Fazla salya salgılamayı (daha çok Afrika'daki Parabuthus
türlerinde görülür) önlemek için (başka alerjik durumlara sebep
olmaması için) atropin tatbik edilmemeli,
• Morfin ve morfin benzeri acıyı azaltacak şeyler kullanılmamalı;
zira bunlar nabzın artmasına ve solunum güçlüklerine sebep olabilir.
AKREBİN ALGI YETENEĞİ
Çölde yaşayan kum akrepleri, küçük hayvanlar içinde en tehlikeli
olanlardandır. Bu akrep türünün gözleri hemen hemen hiç görmez. Buna
rağmen geceleri avlarının yerini büyük bir ustalıkla
belirleyebilirler. Peki bu şaşırtıcı olay nasıl gerçekleşir?
Bu durum, akrebin sekiz ayağında da bulunan yarık biçimindeki
mükemmel algılayıcılarla ilgilidir. Bu algılayıcılar, milimetrenin
milyonda birinden daha küçük titreşimlere yol açan hareketleri bile
belirleyebilecek kadar hassastırlar.
Akrebin yakınlarında bir yere bir kelebeğin konduğunu düşünelim.
Yere konan kelebek yerde iki tip titreşim dalgası oluşturur.
Birincisi saniyede 150 metre hızla ilerleyen hacim dalgalarıdır.
İkincisi ise yüzeye paralel olarak saniyede 50 metre hızla yayılan "Rayleigh"
denilen dalgalardır. Ava olan mesafe, bu iki dalganın akrebe ulaşma
süreleri arasındaki fark tespit edilerek belirlenir.
Avın ne kadar uzakta olduğunu bilmek elbette tam bir tespit anlamına
gelmez. Bu nedenle hedefin hangi yönde olduğunun bilinmesi de
şarttır.
Çöl akrebi milyonlarca yıldır kum üzerindeki en ufak titreşimleri
dahi algılayabilecek hassasiyette sistemlere sahiptir. İnsanlar ise
uzun yıllar içinde bilim alanında edindikleri birikimler sonucunda
titreşim sensörleri yapabilmişlerdir.
Akrebin bacakları yaklaşık 5 cm. çaplı bir daire üzerinde yere
basar. Dolayısıyla avın yaydığı Rayleigh dalgasının akrebin ava en
yakın bacağına ulaşmasıyla, en uzaktaki algılayıcıya varması
arasında 5 milisaniye (saniyenin iki yüzde biri) kadar bir fark
olur. Algılayıcılardan biri, Rayleigh dalgasını belirlediğinde,
sinir hücreleri akrebin sinir sistemi merkezine bir sinyal yollar.
Bu uyarıcı sinyal, karşı taraftaki üç ayaktan gecikmiş olarak gelen
dalgaları algılayan sinire de ulaştırılır. Ancak bu üç bacaktan
gelen sinyaller bastırılarak sinir sistemi merkezine anında
ulaştırılmaz.
Böylece her defasında erken gelen sinyale kaynak oluşturan ayak ile
diğer taraftaki üç ayağın konumu değerlendirmeye alınır. Bu konumsal
değerlendirmeyle dalganın kaynağının yönü belirlenir.
Eğer uyarıcı sinyal ile baskılanan sinyallerin ayaktaki
algılayıcılara ulaşması arasındaki fark saniyenin beş yüzde biri
kadarsa, sinir sistemi merkezi her iki sinyali de gecikmesiz olarak
aynı anda algılar. Bu ise akrep için, harekete geçme ve "saldırı
için mükemmel tasarlanmış silahlarını kullan" anlamına gelir.
1-CİĞERLER
Akreplerin karınlarında sekiz adet nefes deliği bulunur. Bunlardan
sadece biri açık olsa bile akrep hiç zorlanmadan nefes almaya devam
eder. Güçlü ciğerleri sayesinde iki gün suyun altında rahatlıkla
kalabilir.
2- GÜÇLÜ ZIRH
Vücudunu bir zırh gibi saran kabuğu, onu yalnız düşmanlarından
değil, radyasyondan bile koruyacak kadar dirençlidir. İnsan
vücudunun radyasyona direnci 600 rads dolayındadır. Oysa akreplerde
bu direnç 40.000 ile 150.000 rads'a kadar yükselir.
3- ZEHİRLİ MIZRAK
Akreplerin bazen insanı bile öldürecek derecede olan kuvvetli
zehirleri vücutlarının arka tarafında bulunan mızrakları vasıtasıyla
düşmanlara aktarılır.
4- KISKAÇLAR
Akrebin kıskaçlarının görevi, kurbanlarını iğnesiyle sokmadan önce
etkisiz hale getirmektir. Ayrıca kıskaçlar vasıtasıyla kumu kazıp
yer altına gizlenebilirler.
5- BEYİN
Akrep başından kuyruğuna kadar uzanan 15 sinir düğümünden oluşan bir
beyin yapısına sahiptir. Beynin bu yapısı hayvanın süratli karar
alma, refleks ve gerekli emirlerin organlara ulaştırılması için
büyük bir avantaj sağlar.
6- AYAKLAR
Ayaklarındaki alıcılar hayvanın her türlü hareketi, sesi ve
titreşimi algılamasını sağlamaktadır. Bu alıcılar o kadar hassastır
ki, akrep, yakınındaki bir canlının kumda oluşturduğu titreşimleri,
saniyenin 1/1000'i kadar olağanüstü bir sürede algılayabilir.
Ayaklardan gelen sinyalleri işlemden geçiren 8 sinir hücresi adeta
bir komite gibi toplanıp, her defasında avın yönünü ortak bir
kararla belirlemektedir.
Bu belirleme nasıl gerçekleşmektedir? Bunun için sinir hücreleri her
seferinde bir toplantı yapmakta, verileri belirlemekte ve sonuca mı
ulaşmaktadırlar?
Böyle bir toplantının olmadığı, sinir hücrelerinin sadece protein,
yağ ve sudan oluşan varlıklar olduğu, bir akla ve şuura sahip
olmadıkları açıktır.
Bu mekanizma milyonlarca yıldan beri, yaşamış her akrepte aynıdır.
|