|
Sürüngenler (Reptilia), amfibilerle kuşlar arasında yer alan bir
omurgalı grubudur. Kara hayatına uyum sağlamışlardır. Derileri kuru
ve derilerinde salgı bezi yok denecek kadar azdır. Derilerinin üzeri
keratin tabakası ile örtülüdür. Keratin tabaka vücudun değişik
yerlerinde pul ve plaklar halinde yapılar oluşturur. Bu tabaka zaman
zaman atılarak yenilenir.
Sürüngenlerin bir kısmı 4 bacaklı, bir kısmı da bacaksızdır. Bacaklı
olanlarda bile vücut yere değecek kadar alçaktır. Sürüngenlerin
büyük bir kısmı karada, bazıları da suda yaşarlar. Ancak suda
yaşayanlar da akciğerleri ile solunum yaparlar.
Sürüngenlerde genellikle çiftleşme
organı bulunur. (Tuatara hariç) Bu nedenle de döllenme içte
gerçekleşir. Çoğu yumurta bırakır. Yumurtalar dayanıklı elastiki
kabuklu yahut kuş yumurtası gibi kolayca kırılabılir tiptedir. Bazı
sürüngen türleri canli doğurur, (ancak memelilerde olduğu gibi yavru
anasına bir bağ ile bağlı değildir) gelişmelerinde de bir larva
devresi bulunmaz. Yumurtadan çıkan yavrular minyatür erginlere
benzerler.
Sürüngenler genellikle diğer hayvanları avlayarak beslenirlerse de,
bazı kara kaplumbağaları ile bazı kertenkele türlerinin esas
besinlerini bitkisel maddeler teşkil eder.
SÜRÜNGENLERİN ÇEVRE İLE OLAN
İLİŞKİLERİ
Doğada sürüngenlerin de düşmanları vardır. Bunlar yırtıcı
kuşlar ve bazı memeli hayvan türleridir. Daha sonra açıklanacağı
üzere günümüzde sürüngenlerin en büyük düşmanı insanlardır.
Sürüngenler içinde bazı yılan
türleri ile sadece iki tür kertenkele (Heloderma horidum, Heloderma
suspectum) zehirlidir. Kertenkelelerden zehirli olan Heloderma
türleri sadece Orta Amerika’da yaşar. Dolayısıyla Türkiye'de yaşayan
hiçbir kertenkele türü, zehirli değildir.
Ancak ülkemizdeki yılanlardan bir
kısmı zehirlidir. Zehirli yılan türleri Türkiye'deki yılan
türlerinin yaklaşık %23’ni teşkil eder. Buna rağmen tüm yılanlardan
korkulur ve görüldükleri yerlerde de öldürülürler. Yine Türkiye'de,
yılan görünüşünde bacaksız kertenkele çeşitleri de (örneğin
Ophisaurus apodus, Anguis fragilis) yılan sanılarak
öldürülmektedirler.
Sürüngen türleri daha çok sıcak
bölgelerde bulunurlar. Soğuk bölgelere gidildikçe tür sayıları
azalır. Yine deniz seviyesinden yukarılara çıkıldıkça, buralardaki
sürüngenlerin tür sayıları da azalmaktadır.
Değişik ortamlara uyum sağlamış sürüngen türlerinden bazıları
ağaçlarda, bazıları da suda yaşamaktadır.
Sürüngenlerin insanlarla olan
ilişkileri diger hayvan gruplarından biraz farklıdır. Çünkü daha
önce de değinildiği gibi, bazı yılan türleri zehirli olduğundan
insanların Çoğu yılanlardan korkarlar. Bu korku sonucunda da sadece
%23’ü zehirli olan bütün yılanları gördükleri yerlerde öldürürler.
Böylece yılan populasyonlarına büyük zarar vererek doğal dengenin
bozulmasına sebep olmaktadırlar. İnsan aktiviteleri sonucunda
Sürüngenlerin yaşadıkları ortamlar
kirletilmekte, daraltılmakta veya ortadan kaldırılmaktadır.
Dolayısıyla sürüngenlere de en çok zarar veren canlı grubu
insanlardır. Ayrıca yine insanlar bazı sürüngenlerin derilerini
ayakkabı, çanta v.b. eşya yapımında kullandıklarından, bu türleri
insafsızca ve plansız olarak avlamaktadırlar. Bilinçsiz avlama
sonucunda da bazı türlerin nesilleri yok olacak kadar azalmaktadır.
Sürüngenler eski jeolojik devirlerde (Mesozoik) çok gelişip
çeşitlenerek Dünyaya hakim olmuşlardır. Ancak daha sonra azalmışlar
ve günümüze de küçük bir grubu gelebilmiştir. Bundan dolayı da diğer
hayvan gruplarına göre sayıları belirgin şekilde daha azdır.
İNSANLAR ve SÜRÜNGENLER
Türkiye'de yaşayan sürüngen (kaplumbağa, kertenkele, yılan)
türlerinin çok büyük bir kısmı zehirsizdir. Yılan türlerinden iki
tür; Malpolon monspessulanus (Çukurbaşlı Yılan) ve Telescopus fallax
Kedigözlü Yılan) bir çift olan büyük zehir dişlerinin üst çenenin
gerisinde olması nedeni ile ince vücut kısımlarını (parmak v.s.)
ısırmadığı sürece zararsızdır. Bu türler daha çok fare v.s. küçük
memeli hayvanları zehirleyip, tüketerek ziraata ve çevre sağlığına
katkıda bulunurlar. Diğer sürüngen türleri de tarım zararlısı bir
çok böcek, sivrisinek larvası ve küçük memeli (Tarla Faresi, Sıçan
v.s.) türlerini besin olarak tüketmek suretiyle, biyolojik
mücadelede önemli bir yere sahiptirler.
Sazlık-bataklık çevrelerinin
kimyasal kirlenmesi sonucu sucul kaplumbağa topluluklarının azalması
ile orantılı olarak, aynı ortamda yaşayan çeşitli zararlı böcek ve
larvaların sayısı artmaktadır ki, bunları yok etmek için oldukça
pahalıya mal olan önlemlerin alınması gerekmektedir. Yine aynı
şekilde kertenkele ve yılan türlerinin,
tanınmamaktan kaynaklanan korku
neticesinde bilinçsiz bir şekilde yok edilmesi, önceden de
bahsedildiği gibi bir çok hastalık taşıyan sıçan ile tarım zararlısı
fare ve böcek türlerinin ortamda sayıca artmalarına yol açmakta ve
bunlarla mücadelenin gereği, ekonomik kaybın hiç de küçümsenemeyecek
düzeyde olduğu bilinmektedir. Unutulmaması gereken bir konu da
sürüngen türleri, insanlar ile ortak besin kaynaklarını
paylaşmamakta ve özellikle kertenkele ve yılanlar kendisine zarar
verilmediği veya ürkütülmediği zamanlarda insanlara hiçbir zararı
dokunmamaktadır.
Özellikle kırsal kesimde yaşayan
kişilerin nadiren de olsa karşılaşabileceği varsayılan Koca
Engereğin (Vipera lebetina) zehir dişlerinin üst çenenin ön kısmında
olması ve bu yüzden kolay ısırabilmesi nedeni ile insanlar dahil,
küçük ve büyük baş memeli hayvanlar için tehlikeli olabilir.
|