SİTE MENÜ
Buray İlaçlama Anasayfa
Buray İlaçlama Hakkımızda
Buray İlaçlama İletişim
Buray İlaçlama Belgelerimiz
Buray İlaçlama İlaçlama Belgemiz
GENEL BİLGİLER
Buray İlaçlama Yönetmelik
Buray İlaçlama Hamamböcekleri
Buray İlaçlama Sürüngenler
Buray İlaçlama İlaçlama Ön Hazırlığı
HAŞERELER
Buray İlaçlama Hamam Böcekleri
Buray İlaçlama Karasinekler
Buray İlaçlama Sivrisinekler
Buray İlaçlama Karıncalar
Buray İlaçlama Fareler ve Sıçanlar
Buray İlaçlama Keneler                  
Buray İlaçlama Pireler    
Buray İlaçlama Tahtakurusu
Buray İlaçlama Güveler  
Buray İlaçlama Akrepler          
Buray İlaçlama Çıyanlar 
Buray İlaçlama Ev Tozu Akarları
Buray İlaçlama Deri Böcekleri
Buray İlaçlama Gümüş Böceği
Buray İlaçlama Kulağa Kaçanlar
Buray İlaçlama Örümcekler
Buray İlaçlama Siyah Halı Böceği
Buray İlaçlama Yaban Arıları
Buray İlaçlama Ağaç Kurtları ve Mobilya Böceği
Buray İlaçlama Bitler      
Buray İlaçlama Kırkayaklar
Buray İlaçlama Tatarcıklar
Buray İlaçlama Termitler
Buray İlaçlama Tesbih Böcekler
Buray İlaçlama Uyuz      

Tatarcıklar

Biyolojisi
Küçük vücudu sık kıllarla örtülü, donuk sarı renkli, 1,5 - 3 mm boyunda sineklerdir. Doğada hayvan barınaklarında, mağaralarda, evlerdeki loş yerlerde yaşar ve geceleri insanlardan, hayvanlardan kan emerler. Yumurtalarını bitkisel ve yaş atıkların üzerine bırakırlar.

Şark çibanı, humma gibi hastalıkların yayılmasında rol oynar.Tatarcık humması, akut, hafif seyirli, enfekte kişide sınırlı bir gelişimi olan ve tatarcık sineği ısırmasıyla bulaşan virüs etkenli bir hastalıktır. İnsanlar dışında bu virüslerin hastalığa neden olduğu başka bir canlı türüne rastlanmamıştır.

Orta Doğuda tarla farelerinin ara konakçı olduğu düşünülmektedir. Akdenize kıyısı olan ülkelerde, Balkanlarda, Afrika nın doğu kesimlerinde, Rusya ve Orta Asya ülkelerinde, İran, Irak, Pakistan, Hindistan, Panama, Brezilya ve Trinidad adalarında görülür. Panama ve Brezilya daki olgular genellikle salgın şeklinde değildir ve daha çok ormanla ilişkisi olan insanlarda rastlanmaktadır.

Görevli veya turist olarak Kıbrısa gidenlerde sık olarak görülür. Halk arasında Tavuk Hastalığı olarak da bilinir. Tatarcık hummasının Phlebotomus papatasii ile bulaşan bir virüs hastalığı olduğu 1909 da bildirilmiştir. Tatarcık hummasının etkeni Arbovirüs ailesinden olan bunyavirüs grubundan bir RNA virüsüdür. Tatarcık humması 20 - 45 kuzey enlem dereceleri arasındaki endemik bölgelerde ve vektör phlebotomusların bulunduğu ülkelerde görülür.
 
Tatarcık Sinekleri (Flebotom) :
Tatarcık sinekleri; tropikal bölgelerde yıl boyunca hastalık bulaştırabilirlerken, daha soğuk iklimlerde sadece sıcak aylarda etkilidirler. Orta Doğu ve Orta Asyada hastalık sıcak ve kurak aylarda (yaz veya sonbahar ayları) gözlenir ve insanlara enfekte tatarcık sineklerinin (phlebotomus papatasii) ısırmasıyla bulaşır.

Tatarcık sinekleri; sadece bir kaç milimetre boyunda olan sinekçiklerdir. Sadece dişi tatarcıklar insanları ısırır. Isırılan kişi eğer allerjik bir yapıya sahip değilse ısırılan yerde ağrı hissetmez ve lokal irritasyon görülmez; ısırılanların sadece % 1 lik kesimi ısırıldığının farkına varmaktadır. Tatarcık sineği geceleri beslenir, gündüzleri karanlık yerlerde bulunur (duvar çatlakları, mağaralar, evler ve ağaç kovukları).

Yumurtlama kan emdikten bir kaç gün sonra olur. Yumurtaların kanatlı tatarcıklar haline gelmesi için yaklaşık 5 haftalık bir süre gereklidir. Yetişkin bir tatarcık sineği sıcak ortamda bir kaç hafta yaşar.

Flebotomların hastalardan kan emerek virüs almaları, hastalık belirtilerinin başlamasından iki gün evvel ile hastalık belirtilerinin kaybolmasından 24 saat sonrası arasında olur. Bu süre dışında hastalardan kan emen dişi flebotomlar enfekte olmazlar. Tatarcıklar kan emdikten 6 - 10 gün sonra bulaştırıcı olurlar ve ömürleri boyunca bulaştırıcı kalırlar. Virüs, yumurta ile bir nesilden diğerine geçer. Bu sinekler zemine yakın yerlerde bulunduğundan ve 3-4 m. yüksekliğe uçamadıklarından büyük binalarda hastalık daha çok alt katta oturanlar arasında görülmektedir.

Uçuş menzilleri 100 metreyi geçmez. Gündüz dinlenir, gece uçarlar. Dişi tatarcıklar yumurtalarını kaya diplerine, ağaç kovuklarına, organik maddelerden zengin nemli ve gevşek topraklara bırakırlar. Doğada tatarcık yumurtalarını, larva ve pupalarını bulmak çok güçtür.

Deri içi veya ven yoluyla aşılanan insanların %5 kadarı infeksiyona tutulmamakta, % 50 - 75 inde ise hastalık belirtileri ortaya çıkmamaktadır.
 
Belirtiler :
Tatarcık sineğinin ısırdığı insanlarda, ısırığın olduğu yerdeki deride kaşıntılı kabarıklıklar oluşur ve 5 gün kadar devam eder. 3 - 6 günlük bir inkübasyon dönemini takiben hastalık aniden ortaya çıkar. Ateşin ortaya çıkışından 24 saat önceki ve 24 saat sonraki periyotta kandan virüs elde edilebilir.

Hastalık genel olarak birdenbire, titreme veya ürpermelerle ateşin yükselmesi şeklinde başlar, bazı hallerde önceden kırıklık, başdönmesi, bacak ve karında anormal hisler olabilir. Başlangıçta veya daha sonra baş ağrısı, gözlerde yanma, göz arkasında göz hareketleriyle ortaya çıkan ağrılar, ensede ve sırtta sertlik, oynaklarda ve taraflarda ağrılar, tat alma duyusunda değişiklikler, iştahsızlık, bulantı, kusma, kabızlık veya sürgün, boğazda ağrı, burun kanaması, baş dönmesi olabilir.

Damakta küçük veziküller görülebilir ve maküler veya ürtikeryal döküntüler gelişebilir. Ateş, 39 - 40 oC ye kadar yükselebilir. Genellikle ateş 2 - 4 gün kadar sürer (3 gün ateşi) ve bol terleme ile düşer; ancak ateş, 1 - 9 gün de sürebilir. Bazen ateş düştükten sonra kısa süren bir yükselme de görülebilir. Nabız yavaşlar.

Tatarcık hummasında yüz ve boyun kızarmıştır. Gözde konjuktivadaki kanlanma ucu korneaya varan bir üçgen şeklinde dikkati çeker, fotofobi ve gözde yaşarma olabilir. Ağızda yumuşak damakta ve yutağın arka cidarında kanlanma olabilir. 2 - 12 hafta içerisinde hastaların % 15 inde ikinci bir atak gelişmektedir.

Nadiren splenımegali gelişir, lenfadenopati gözlenmez. Ateşin ilk günü kanda lökosit sayısı normaldir, lenfositler azalabilir ve nötrofillerin sola sapması ile gençlerin çoğalması görülebilir. Ikinci veya üçüncü günler kanda lökopeni polinukleoz yerleşir. Hastalığın sonunda veya iyileşme sırasında lökopeni belirgindir. Diğer arbovirüs enfeksiyonlarında olduğu gibi tatarcık humması da aseptik menenjitle ilişkili olabilir.

Hastalık kendiliğinden iyi olur, ölüm bilinmemektedir. İyileşme sırasında ateş ve belirtiler depreşebilir, geçici depresyonlar görülebilir.

Laboratuvar :
Beyaz küre sayısındaki değişiklikler hastalıktaki tek pozitif laboratuvar bulgusudur. Düzeldikten 5 - 8 gün sonra lökositlerdeki değişiklikler tamamen normale döner. Tanı genellikle klinik bulgular ve bölgesel bilgiler ışığında konur. Serumda antikor titresinde artış saptanabilir.


Bağışıklık :
Bağışıklık tipe özgüdür ve bu bağışıklık en az iki yıl devam eder. Hastalığın endemik olduğu bölgelerde virüsün 20 kadar alt tipi vardır fakat bunlardan yalnızca 5 i hastalık yapıcıdır. Endemik bölgelerde hastalık çocukluk çağında geçirilir ve bir bağışıklık meydana gelir. Bu bölgelere gelen bağışıklığı olmayan yabancılar mesela askerler ve turistler sıklıkla bu hastalığa yakalanırlar.

Tedavi ve Korunma: Hastalık ilerleyici değildir ve özel bir tedavi gerektirmez. Şikayetlerin tedavisi, yatak istirahati, uygun sıvı verilmesi ve aspirin ile analjezi önerilebilir. Hastalar, tatarcık geçirmeyen bir cibinlik içinde yatmalıdırlar. Insektisitlerle tatarcıklara karşı savaş çok etkilidir.

Kontrol Önlemleri:
Şark çibanı, humma gibi hastalıkların yayılmasında rol oynar.İnsektler arasında mücadelesi güç olanlardan birisi de tatarcıktır. yoğun olan bölgelerde geceleri ilaçlama yapılmalı ve yaşanılan mekanların çevresine kalıcı insektisid atılmalıdır.Ev içine, hayvan barınaklarına ve diğer barınma alanlarına kalıcı püskürtme yaparak mücadele edilir.

Bu tür böceklerle mücadelede profesyonel firmaya müracaat etmek ,hem zaman kaybını, hemde daha ekonomik olarak sorundan kurtulmanızı sağlar.

Uçan Haşere Mücadelesi:
Uçan haşere mücadelesi larva mücadelesi ve uçkun mücadelesi olmak üzere ikiye ayrılır.Larva mücadelesi zararlı (sinek- sivrisinek-Tatarcık vb.uçan haşereler) uçkun hale gelmeden yapılır.Uçkun mücadelesi adından da anlaşılacağı gibi zararlı uçkun hale geldiği zaman uygulanır.Ancak uçkun mücadelesi de uygulama sistemi olarak üçe ayrılır.Bu sistemler sıcak sisleme ,Soğuk sisleme ve boyama yöntemidir.

1. Larva Mücadelesi :
Bu mücadele sinek sivrisinek ve Tatarcık gibi uçan haşere mücadeleleri arasında en etkili ve ekonomik yoldur.mücadele uygun larvasitlerle durgun su,bataklık ve çamur alanlarda yapılır.Bu mücadele sayesinde sinek ve sivrisinek larvalarının uçkun hale gelmesi engellenerek ekonomik ve etkili bir mücadele yapılmış olur.Larva mücadelesine Mart ayında başlayıp yaz sonuna kadar devam edilmelidir.

2. Sıcak Sisleme :
Bu mücadele sinek,sivrisinek ve Tatarcığın uçkun hale gelmesinden sonra uygulanır.Uygulamalarda mazot karışımı insektisit kullanıldığı için pahalı ve düşük etkili bir yöntemdir.Uygulamalar rüzgarsız havada karasinek için sabah erken saatlerde ve akşam geç saatlerde yapılır.Bu saatler zararlının en çok uçuş aktivitesini gösterdiği saatlerdir.

3. Soguk sisleme(ULV) :Bu mücadele sinek ,sivrisinek ve Tatarcığın uçkun hale gelmesinden sonra uygulanır.Uygulamalarda mazot yerine su ve ilaç karışımı karışımı insektisit kullanıldığı için tercih edilen etkili bir yöntemdir.Uygulamalar rüzgarsız havada karasinek için sabah erken saatlerde ve akşam geç saatlerde yapılır.Bu saatler zararlının en çok uçuş aktivitesini gösterdiği saatlerdir.

4. Boyama Yöntemi : Bu yöntem sıcak sisleme metoduna göre daha ekonomik ve kalıcı bir yöntemdir. Şeker karışımı uygun insektisitler karasinek , sivrisinek ve Tatarcığın konabileceği her türlü bölgeye boyama şeklinde pulvarize edilir.İnsektisit te şeker bulunduğu için zararlıyı yaklaşık on beş gün üzerine çekerek kontrol sağlar.Uygulama günün her saati yapılabilir.


 

 
todiya
  Anasayfa   Hakkımızda   İletişim

Yarhasanlar Mah. Yenihasağa Sok.
No:15/A MANİSA
+90 236 239 14 14
+90 505 678 69 51
+90 533 478 45 98